Uğur Özgüven: Kentsel dönüşüm kentsel tasarım değildir!

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, Hoşdere ve Zekeriyaköy Kentsel Tasarım Projeleri, Ergene Vadisi ve Bahçetepe Konut Projeleri gibi büyük ölçekli projelere imza atan Y. Mimar Uğur Özer Özgüven'in gündemdeki yerini koruyan kentsel tasarım/dönüşüm projeleri ve stratejilerini değerlendirdiği basın toplantısı, İKSV X Restoran'da gerçekleşti.

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Projesi



İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, Zeytinburnu Miramarin, Wings of Istanbul, Bahçetepe İstanbul ve Ergene Vadisi gibi pek çok projeyi hayata geçiren Özgüven Mimarlık'ın kurucu ortaklarından Uğur Özer Özgüven, Kentsel Tasarım ve Kentsel Dönüşüm konularının daha çok afet sonrası odaklanılan konular olduğunu belirtti ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın “Hiç kimse değişime karşı değildir; yeter ki ucu kendisine dokunmasın” sözü ile sunumuna başladı.

‘Kentsel dönüşüm'ün bir inşaat projesi olmadığını anlatan Özgüven, dönüşümün toplumsal, ekonomik ve mekansal boyutlarına vurgu yaptı. Analizin ve bu bağlamda sorunların tanımlanmasının da önemli olduğunu söyleyen Özgüven, dönüşümün uygulama yöntemlerinin farklılığından bahsederek her yöntemin farkının ve farklı alanlarda uygulanmasının gerekliliğinin altını çizdi.

“Özellikle 1950' lerin başından itibaren kırsal alandan kentlere hızlı göç sonrasında yaşanan nüfus artışı ve yeterince kalifiye teknik eleman, ekip, ekipman olmayışı gibi sebeplerden dolayı ülkemizde bulunan 20 milyon yapı stokunun % 32 sine tekabül eden 6,5 milyonu, İstanbul genelinde ise 3 milyon yapı stoğunun % 53 üne tekabül eden 1,6 milyonu riskli yapı kapsamında. Yeterli yasal düzenlemeler, dönüşüm maliyetlerinin bütçeye getireceği yük gibi unsurlar ile dönüşümün sosyolojik boyutunun ve altyapısının oluşturulmaması sebebiyle ülkemizde Kentsel Dönüşüm sürecine başlanılamamış ve özellikle göç alan kentlerimiz başta İstanbul olmak üzere “Kırsal Dönüşüm” sürecine girmiş ve bu süreç önü alınamaz bir halde devam etmiş.”

Japon Deprem Enstitüsü - JICA'nın çalışmalarının sonuçlarını aktaran Özgüven, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin büyük bir bölümünün birinci ve ikinci derecede deprem bölgesi olduğunu hatırlatarak kentsel dönüşümün bu bağlamda önemini vurguladı. 50'lerden itibaren İstanbul'un kentsel gelişim ve gecekondulaşma sürecini özetleyen Uğur Özer Özgüven, sosyal, politik ve ekonomik değişimlerle kentin büyümesi arasındaki ilişkiyi harita üzerinde de görebileceğimizi belirtti. TOKİ'nin kentlere pozitif yönde damgasını vurduğu 2010'lu senelerin ileride ‘Kentsel Dönüşüm Yılları' olarak anılacağını, toplumda da özellikle depremlerden sonra kentsel dönüşüme dair ciddi bir beklentinin oluştuğunu söyledi.

“Güvenli konut talebi inşaat sektörünü ayakta tutuyor”

Uzmanlar; İstanbul'daki muhtemel depremin Türkiye'yi onlarca yıl geriye götürebileceğini belirterek, bir İstanbul depreminin maliyetinin 100 milyar dolar civarında olacağını ve ülkemizi 50 yıl geriye götüreceği varsayımını savunuyor. Muhtemel depremin maliyetinin önüne geçmek için ise, 17 milyar dolar civarında bir yatırım yapmak gerektiği öngörülüyor.” Yapı sektörünün daralmasına yönelik sorulara da cevap veren Özgüven, aslında günümüzde çok büyük bir konut açığının bulunmadığını, fakat yapılan binaların yetmişlerden sonra inşa edilen ve nerdeyse hepsinin yapı güvenliği konusunda inşaat tekniklerine ve hukuki mevzuatlara uygun inşa edilmediğini aktardı. Bu sayede yapı sektöründeki büyümenin devam edeceğini, inşaat sektörünü ayakta tutan temel konunun ‘güvenli yapı' talebi olduğunu belirtti.

“Dönüşümünden konuşulan semtler Bağdat Caddesi, Tarlabaşı gibi değerli bölgeler. Hiç kimse Esenler'in, Bağcılar'ın, Bahçelievler'in nasıl dönüşeceğinden bahsetmiyor” diyen Özgüven, 2-3 katlı yapılar için ek imar haklarının bir çözüm olabileceğini; ancak kat adedi 5'i geçen daha fazla katlı yapılarda sürecin sekteye uğrayacağını; çevredeki nüfusa göre planlanmış olan donatı alanlarının ise ihtiyaca cevap veremeyeceğini, toplu taşıma ve otopark sorunlarının artacağını belirtti. Ek imar haklarının gelecekte telafisi olmayacak sonuçlara neden olacağını anlatan Özgüven, bu durumun donatı alanlarının ihmal edilmesine neden olduğunu vurguladı. “Bahçelievler'de E5 kenarındaki on katlı binaları yıkıp yerine ne yapmayı planlıyorsunuz? On beş – yirmi katlı yapılar mı? Öyleyse sosyal donatıları ne yapacağız? İki katlı okulları yıkıp altı katlı mı yapacağız mesela? Artan imar izni ile birlikte gelen nüfus artışı sonucunda oluşacak sosyal donatı ihtiyacını nasıl karşılayacağız?” Bu anlamda; dönüşüm ile kimlerin nerelerde yaşamaya mecbur bırakıldığının çok iyi düşünülmesi gerektiğini ifade eden Özgüven, makro ölçekte düşünmenin ve plan oluşturmanın gerekliliğine vurgu yaptı.

Koruma ve yenileme konusunun iyi anlaşılması gerektiğini de belirten Özgüven, yeni rezerv alanları geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Sürecin çok disiplinli kurgulanması gerektiğini anlatan Uğur Özgüven, kentsel tasarım, planlama, mimarlık ve mühendislik alanlarının birlikte çalışması gerektiğini paylaştı.

“Kentin her bölgesi kendine has özelliklere sahip; dolayısıyla plan ve tasarım bu özellikler gözetilerek gerçekleştirilmeli”

Daha sonra Özgüven Mimarlık tarafından oluşturulan referans projelerin detaylarını aktaran Uğur Özgüven, Zekeriyaköy Kentsel Tasarım Projesi, Hoşdere Kentsel Tasarım Projesi ve son olarak da İstanbul Uluslararası Finans Merkezi projesi hakkında bilgi verdi. Orman alanının yanında gerçekleştirilen Zekeriyaköy Kentsel Tasarım Projesi'ne başlarken önce mekanı havadan inceleyip Orman Fakültesi ile flora-fauna incelemesi yaptıklarını aktaran Özgüven, planlama alanı içerisinde kalan 7000 adet ağacı tek tek ölçüm yapıp envantere kaydettiklerini, projenin sonunda da yeni ağaçlar ekleyerek mevcut miktarı iki katından fazlasına çıkardıklarını; böylece adeta ormanın içinde yaşanılan bir proje ürettiklerini aktardı.

Zekeriyaköy Kentsel Tasarım Projesi



“İstenilen her yere yapı yapılabilir, yeter ki yapıldığı bölgenin özellikleri ile uyumlu olsun.”

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi projesi için öncelikle 1/100.000 ölçekli plandan çalışmaya başladıklarını aktaran Özgüven, ulaşım ilişkilerine büyük önem verdiklerini bu nedenle de Ulaşım A.Ş. ile birlikte çalıştıklarını vurguladı. Merkezin yapılacağı alanın tam anlamıyla toplu taşıma yoksunu bir alan olduğunu söyleyen Özgüven, toplu taşıma bağlantılarını güçlendirdiklerini ve Ulaşım A.Ş. ile Finans Merkezi'nin ortasından geçen bir hat tasarladıklarını belirtti. “Planda halihazırda mevcut Kadıköy-Kartal ve yapımına başlanan Üsküdar- Sultanbeyli Metroları ile kesişen hat ile kentin %70'inden toplu ulaşım ile bölgeye gelinmesini sağlayabileceğiz.” Detaylı rüzgar ve güneş enerjisi testleri yaptıklarını anlatan Özgüven, sürdürülebilirlik, doğal havalandırma-aydınlatma, yeşil alanların etkin kullanımı, atık su ayrımı ve malzeme konularına da odaklandıklarını, çözümler ürettiklerini aktardı.

Sonuç olarak kentsel dönüşüm sürecine yönelik çözüm önerilerini paylaşan Özgüven, bütüncül planlama, marka kent ve değer artışına vurgu yaparak imar artışının çözüm olamayacağını bunun yerine yoğunluğun çeperlere deplasesinin daha iyi bir çözüm oluşturacağını söyledi.

Afet Yasası'nın büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Özgüven, şeffaflık ve katılımın önemine dikkat çekerek; her kentin ve bir kentin her bölgesinin kendine has özelliklere sahip olduğunu; plan ve mimari tasarımın söz konusu özellikler gözetilerek gerçekleştirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini sonlandırdı.

http://www.emlaktasondakika.com/Kentsel-donusum/Ugur-Ozguven-Kentsel-donusum-kentsel-tasarim-degildir/haber-40386.aspx